Osmanlı Devleti’nde çiçek aşısı ilk kez hangi dönemde uygulanmıştır?

  •   A-Tanzimat
  • B-Lale Devri
  • C-I. Meşrutiyet
  • D-II. Meşrutiyet
  • E-III. Ahmet

 

3 Cevap

kpssdelisi kullanıcısının profil resmi KPSS Delisi 20/02/2014
Herkese Açık Konu
B-Lale Devri
  • cicekasisi
  • Çiçek hastalığı, her yaşta ve her cinste kişilerde görülebilir, irinli kabarcıklar dökerek yüzde izler bırakan, ateşli, ağır ve bulaşıcı bir hastalıktır. Variola da denir.
  • Çocuklarda daha sık görülür. Variola major ve Variola minor olmak üzere iki tipi vardır.
  • İlkinde ölüm oranı, ikincisine göre daha yüksektir.
  • çiçek hastalığı Çiçek hastalığı
  • çiçek aşısı
  • Lale Devri’nde zamanın başkenti Edirne’de yaşayan İngiliz İmparatorluğu Sefiri Edward Montegue’nın eşi Lady Mary Wortley Montegue 1718 yılında bavullarıyla Londra’ya döner. Britanya adası o yıllarda kıtaları dahi aşan ve toplu ölümlere neden olan çiçek hastalığı salgınıyla boğuşmaktadır.
  • Lady Montegue belki bütün Britanya İmparatorluğu’nu değil ancak o an için Kraliyet Ailesi’nin nefes almasını sağlayacak bir formülle yurduna dönmüştür. Lady eşinin sefaret görevi sırasında Osmanlı İmparatorluğu’ndaki tabiplerin çiçek hastalığına çare bulduğunu keşfetmiştir.
  • Önce arkadaşı Sara’ya bir mektupla dönemin ölümcül hastalığı ‘çiçek’ten’ ölenleri sorar. Çaresinin Osmanlı’da bulunduğunu yazar.
  • Dünya tıp tarihine aşı ile ilgili ilk kayıtlardan birini de bu mektupla düşmüş olur.
  • Edirne’de saraylarda çiçek hastalığına karşı aşı yapıldığına şahit olan Montegue İngiltere’yi bu hastalıktan kurtaran formülü de götüren isimdir. 
  • Hastalığı geçiren insanların kollarından sıvı alınıp güneşte kurutulduğunukuruyan sıvının da sulandırılarak iğneyle cildin çizilip üzerine damlatıldığını anlatır mektupta.
  • Lady eşinin görevi bittiğinde ise varilasyon adı verilen yöntemle yapılan aşıları ülkesi İngiltere’ye götürür. Aşının ilk defa Osmanlı’dan Batı’ya geçişi de bu şekilde olur. 
  • Aşı ile tedaviyi geliştirenlerin Türkler olduğunu kanıtlayan ilk belge işte bu hikaye ile kayıtlara geçer. 
  • Aradan bir asır geçer. Louise Pasteur Fransa’nın ünlü kimyagerlerinden biridir.
  • Kendine ait mütevazı laboratuarında çeşitli çalışmalar yapar . 1885’in Temmuz ayında Fransa’da Jupille isimli bir çocuk kuduz köpek tarafından ısırılır. Pasteur laboratuarında ürettiği kuduz aşısını ilk defa bu çocuğa uygular ve başarılı olur.
  • Olay akademik çevreler tarafından duyulsa da “Kuduz’un da aşısı mı olurmuş!” denilerek tıp otoriteleri tarafından hiçbir destek gelmez. Fransa hükümetinden de destek alamayan Pasteur’e sadece bir kişi el uzatır. O da zamanın Osmanlı padişahı Abdülhamit’ten başkası değildir.
  • Abdülhamit gelişmelere seyirci kalmayıp Pasteur’u çalışmalarını geliştirmek için İstanbul’a davet eder. Pasteurihtiyar olduğunu öne sürerek davete icabet etmez. Fakat Abdülhamit’in‘Sana üç adamımı göndersem eğitebilir misin?” ricasını ‘Büyük bir şerefle!’ diyerek kabul eder.
  • Abdülhamit hiç vakit kaybetmeden Askeri Tıb Mektebi’nden Zoeros PaşaHüseyin Hüsnü ve Hüseyin Remzi Bey’i Pasteur’un yanına gönderir.
  • Gitmeden önce Abdülhamit üç kişiyi yanına çağırarak devletin en yüksek liyakat madalyası olarak bilinen “ilmiye ve askeriyede mümtaz kişilere” verilen ‘Mecidiye Nişanı’nı’ Pasteur’e vermelerini söyler.
  • Ayrıca Pasteur’e Fransa’da insanların yararına bir ‘Aşı Hayırhanesi’ kurması için de 800 lira gönderir. (O gün o parayla İstanbul’un en gözde semti Bebek’te yaklaşık 160 orta halli ev alınabiliyordu.)
  • Yaklaşık yedi aylık eğitimden sonra 1887’nin Ocak ayında Zoeros Paşa’nın kliniğinde Daûl-Kelp Ameliyathanesi (Kuduz Tedavi Müessesesi) kurulur.
  • 1888’in Kasım ayında ise Pasteur Abdülhamit’in de desteğiyle mütevazı laboratuarını genişleterek bir enstitü kurar.
#

sigma12 kullanıcısının profil resmi 20/02/2014
Herkese Açık Konu
Cevap B-Lale Devri
#2

Memur Alımları, İlanlar, Haberler ve duyurular

Soru sormak için giriş yapın veya Siteye kayıt olun